Evet, böyle bir şey var. “35 yaşını aşmamış” şartı olan ilanlar veya gizli 35 yaş düşmanı olan şirketler…

Hepiniz bunu alenen belli ediyorsunuz ya da gizli bir 35 yaş fobiniz var.

Hayat herkes için farklı yollar sunuyor ve o yol bazen, çocuğuna kısa bir süre de olsa bakabilmek için işten ayrılmayı gerektirebiliyor. Kimi sağlık sorunları nedeniyle bir süre çalışmaya ara vermek zorunda kalıyor, kimi ise sadece sektör değiştirmek ve hayatında yeni bir sayfa açmak istiyor.

Halihazırda bir kadının 35 yaşında yeni bir iş arıyor olması bile sorun yaratıyorken, bir de çocuk sahibiyseniz eyvah! Mülakat bir anda iş görüşmesi olmaktan çıkıp özel hayat sorgusuna dönüşebiliyor:

  • Çocuğunuza kim bakacak?
  • Yalnız mı yaşıyorsunuz, ailenizle mi?
  • İkinci çocuk düşünüyor musunuz?
  • Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

Sorular, karşılarındaki kadının yaşına, medeni hâline ve çocuk sahibi olup olmamasına göre şekil değiştiriyor. Kadının nasıl bir çalışan olabileceği ikinci plana atılıyor; onun yerine hayatını nasıl yaşadığı merak ediliyor.

Aynı soruları bekar bir babaya sorabilirler mi dersiniz?

Sanmıyorum.

35 yaşına gelmiş bir kadınsanız, hele ki bir de çocuğunuz varsa, sistem size otomatik olarak şöyle bir mesaj veriyor:

“Artık yaşın geçti. Üstelik kadınsın, bir de çocuğun mu var? Hadi geçmiş olsun.”

Bir kapıyı çalıyorsunuz. Daha neler yapabileceğinizden bahsetmeye kalmadan, daha “A” bile diyemeden kapı pat diye yüzünüze sert bir şekilde kapanıyor.

“Ama”, “fakat”, “benim yapabileceklerim…” gibi cümlelerle başlayan sözlerinizi maalesef tamamlama fırsatınız olmuyor.

Bir süre sonra kendinizi tam anlamıyla dilenci gibi hissediyorsunuz. Sanki hiçbir yetkinliğiniz, hiçbir beceriniz yokmuşçasına; hizmet vermek, çalışmak ve kendinize bir yer edinmek için dileniyormuşsunuz gibi bir konuma itiliyorsunuz.

Hâlbuki sistem, 35 yaş ve üzerindeki kadınları yutan kocaman bir kara delik.

Bu kara delikte; okuduğunuz okulların, kazandığınız deneyimlerin ve sahip olduğunuz yetkinliklerin hiçbir önemi yok.

Bu çırpınan kadınları kara deliğe atan herkesin bilmesi gereken bir şey var:

35 yaş bir son kullanma tarihi değildir.

Bir kadının kariyerinin bittiği, artık öğrenemeyeceği, üretemeyeceği ya da yeniden başlayamayacağı bir yaş hiç değildir.

Tam tersine, bazı kadınlar için hayatın yeniden başladığı; neyi isteyip neyi istemediğini daha net gördüğü bir dönemdir.

Bütün bu yönleri acımasızca görmezden gelip kadınları sistemin dışına atan herkes bu durumdan sorumludur. Sistem, yıllarca çalışmış ve aynı zamanda hayatın farklı sorumluluklarını da taşımış kadınları neredeyse zevkle kara deliğe atanlarla dolu.

Kadınlar değil, bu bakış açısı değişmedikçe sistem değişmez.